Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır

Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Anlaşmalı Boşanma Davası Protokolü Nasıl Hazırlanır?

 
Eskişehir Boşanma Avukatı Musa ÇETİNTAŞ; Boşanma Hukuku alanında uzman kadrosuya Çetintaş Hukuk Bürosu olarak hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti vermektedir. Boşanma Hukuku çok geniş bir alan olup Anlaşmalı Boşanma Davası Açılması ve Protokolünün Hazırlanması ise uzmanlık gerektiren, geri dönüşü zor olan bir davadır.  Geri dönülmez hataların yapılmaması ve hak kayıplarının yaşanmaması için alanında uzman bir avukattan destek alınması gerekmektedir.
 
Uygulamada “anlaşmalı boşanma” olarak ifade edilen kurum, Türk Medeni Kanunu’nun 166/3 fıkrasında düzenlenmiştir:
“Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.”
 
Anlaşmalı boşanma, boşanma nedenleri arasında sayılan “evlilik birliğinin sarsılması”nın özel bir halidir ve hakimin tarafların ikrarlarıyla bağlı olmadığı şeklindeki kuralın bir istisnasını teşkil eder. Hukuk yargılamasında kural olarak ikrar edilmiş hususlar ispat edilmiş sayılır, hakim başkaca bir araştırma yapamaz. Bu kuralın istisnası boşanma davalarıdır. Boşanmada yargılama usulünü düzenleyen Türk Medeni Kanunu’nun 184’üncü maddesinde, hakimin tarafların ikrarlarıyla bağlı olmadığı belirtilmiş ve “Hâkim, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe, bunları ispatlanmış sayamaz” denilmiştir. 166’ıncı maddenin üçüncü fıkrası ise bu istisnanın bir istisnasıdır. Hakim, eğer diğer şartlar yerine getirilmişse, davalının “evlilik birliğinin sarsıldığı”nı kabulüyle bağlıdır.
 
Bu genel açıklamalardan sonra anlaşmalı boşanmanın şartlarına gelirsek:
 
1-) Evlilik en az bir yıl sürmüş olmalıdır.
 
Bir yıllık süre hesaplanırken resmi evlendirme işleminin yapıldığı tarih ile boşanma dilekçesinin harcının yatırıldığı tarihler dikkate alınır. 
Bir yıllık süre dava şartıdır. Süre dolmadan açılan anlaşmalı boşanma davasında hakim davayı reddetmez, taraflara delillerini sorarak davayı çekişmeli boşanma olarak görmeye devam eder.
Ancak dava açılırken bu süre dolmadığı halde davanın devamı sırasında dolması halinde dava şartının yerine getirildiği kabul edilmektedir.
 
2-) Eşlerden birinin başvurması ya da bir eşin diğerinin açtığı davayı kabul etmesi gerekir. 
 
Anlaşmalı boşanma diğer davalar gibi dilekçeyle açılır. Dilekçe tarafların ortak yerleşim yeri Aile Mahkemesine, o yerde aile mahkemesi yok ise Aile Mahkemesi Sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben yazılmış bir dilekçeyle açılır. 
Dilekçede HMK 110/1’de sayılan hususların bulunması şarttır. Bunlar,
 
a) Mahkemenin adı: Tarafların ortak yerleşim yeri aile mahkemesi, yoksa aile mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesi. Bakırköy’de oturan biri davasını Bakırköy Aile Mahkemesi’ne hitaben yazacağı bir dilekçeyle açacakken, Aksaray Ortaköy ilçesinde oturan biri Ortaköy Asliye Hukuk Mahkemesine (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) açacaktır. 
Hangi yer aile mahkemesi olacağı hususunda ise tarafların ortak yerleşim yeri belirleyici olacaktır. Ancak boşanma davalarında yetki, yani hangi yer mahkemesinin o davaya bakacağı konusu kesin yetki konularından olmadığı için davalı tarafça süresinde itiraz edilmedikçe mahkeme yetkisizlik kararı veremeyecektir.
b) Davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri.
c) Davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası.
ç) Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri.
Taraflardan birine vasi yahut kayyım atanmış ise bunların isimleri de yazılacaktır.
d) Davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, dava konusunun değeri.
Burada davanın konusu evlilik birliğinin sarsılması nedenine dayalı boşanma davasıdır. Malvarlığına ilişkin bir dava olmadığı için dava değeri söz konusu değildir.
e) Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri.
Burada davacı evlilik birliğinin sarsıldığı iddiasına dayanak yaptığı olayları anlatacaktır. 
f) İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği.
TMK 166/3 gereği davalı eşin davayı kabulü ile iddialar ispatlanmış sayılacaktır. O yüzden dava çekişmeli boşanma davasına dönüşmediği sürece başkaca bir delil ileri sürmeye gerek olmayacaktır. Ancak davalı duruşmada boşanmayı kabul etmez ve davaya çekişmeli boşanma davası olarak bakılırsa hakim bu durumda taraflardan delillerini soracaktır.
g) Dayanılan hukuki sebepler.
Evlilik birliğinin sarsılması nedenine dayanan boşanma davasında hukuki sebep TMK 166 ve devamı maddelerdir. Ancak bu hususu belirtmek zorunlu değildir. Çünkü yargılama hukukumuzda hakim hukuku resen uygular. Yargıtay kararlarında istikrarlı olarak belirtildiği gibi, “Olayları açıklamak tarafları, hukuki nitelendirme hakime aittir.”
ğ) Açık bir şekilde talep sonucu.
Burada talep sonucu boşanma ve varsa boşanmanın eki niteliğinde taleplerdir, ki bunlar da velayet, nafaka, tazminat gibi talepler olabilir. 
h) Davacının, varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin imzası.
HMK 119/2’ye göre, “(2) Birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması hâlinde, hâkim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması hâlinde dava açılmamış sayılır.” Yani tarafların ve varsa kanuni temsilcilerinin ad, soyad ve adresleri, davacının TC kimlik numarası, varsa vekili, talep sonucu, imza eksikliklerinden bir ya da bir kaçı varsa hakim davacıya bir hafta kesin süre verir, bu bir haftalık sürede de eksiklik giderilmezse davanın açılmamış sayılmasına karar verilir. “Davanın açılmamış sayılması” kararı ile dava açmanın tüm sonuçları ortadan kalkar. Ancak bu kararın kesinleşmesi gerekmektedir. Aksi takdirde açılacak ikinci bir dava derdestlik nedeniyle reddedilebilir.
3-) Tarafların arasında boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda bir protokol yapmaları ve bu protokolün hakim tarafından onaylanması.
Protokolde bulunacak hususlar ise şunlardır:
 
A. Tarafların boşanma konusunda anlaştıkları
B. Varsa 18 yaşından küçük çocukların velayetinin hangi eşte kalacağı.
C. Velayet kendisine verilmeyen eşin çocuğu ya da çocukları ile kişisel ilişki kurulması.
Uygulamada velayet kendisine verilmeyen eşin ayda iki hafta sonu çocuğu görebileceği şeklinde madde konulmaktadır. Yargıtay daha seyrek ya da daha sık görüşmeleri yasaya aykırı bulmaktadır.
D. Nafaka talep edilip edilmediği, ediliyorsa ne kadar talep edildiği ve sair ayrıntılar.
E. Tazminat talep edilmediği, ediliyorsa ne kadar talep edildiği.
F. Varsa eşlerin ortak malvarlıklarına ilişkin diğer eşin talebi ve sair talepler.
G. Her iki eşin de imzası.
Tarafların vekilleri olsa dahi protokolü bizzat kendileri imzalamaları gerekmektedir.
Yine TMK 166/3’e göre “Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur.”
4-) Tarafların duruşmaya bizzat gelerek boşanma konusundaki iradelerini hakimin önünde sözlü olarak da ifade etmesi ve hakimin boşanma beyanlarının kendi özgür iradeleriyle verilmiş olduğuna kanaat getirmesi.
 
Yukarıda saydığımız tüm şartlar yerine getirildiği takdirde hakim boşanmaya karar verecektir. Boşanmaya ilişkin gerekçeli kararlar taraflarca tebliğ alınıp, yasal 15 günlük temyiz süresi geçtikten, yahut temyizden feragat edildiğine dair bir dilekçe verildikten sonra karar kesinleşir ve mahkeme ilamı gereğinin yapılması için Nüfus Müdürlüğüne gönderilir. Uygulamada mahkeme kalemleri diğer ilamlarda olduğu gibi gerekçeli kararı resen tebliğe çıkarmadıkları için tarafların mahkeme kalemine giderek tebliğ almaları ya da eşlerden birinin veya vekilinin kararı tebliğe alıp diğer tarafa da tebliğe çıkarması gerekmektedir. 
Eğer ilk duruşmaya taraf asillerinden biri yahut her ikisi de gelmezse hakim bir dahaki celse gelmeleri için kesin süre verip aksi takdirde davaya çekişmeli boşanma davası olarak bakabilir.
Duruşmada davalı gelip boşanmak istemediğini, protokoldeki imzanın kendisine ait olmadığını yahut boşanmaktan vazgeçtiğini beyan ederse yine davaya çekişmeli boşanma davası olarak bakılarak taraflardan delillerini bildirmeleri için süre verilir.
Duruşmada davacı asil gelip boşanmaktan vazgeçtiğini yahut protokol ve dava dilekçesindeki ifadelerin kendi beyanları olmadığını söylerse ya da vekili aracılığıyla bunları dile getirirse yukardaki paragrafta söylediklerimiz yine burada da geçerlidir.
 
KANUN YOLLARI
Tüm şartlar bir araya gelip de mahkemece boşanmaya karar verilirse, bu karar kanun yolu incelemesine tabidir. 
A Tashih
HMK 304’te düzenlenmiştir. “Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir.”
Tashih yoluna taraflar başvurabileceği gibi, re’sen de gidilebilir. Tashih sadece yazı, hesap ve benzeri açık hatalar nedeniyle yapılabilir. İnceleme konumuz açısından bakarsak, tarafların isimlerinde, TC kimlik numaralarında, velayet altındaki küçüğün ismi hakkında, hükmolunan nafaka yahut tazminata ilişkin harf, rakam ve hesap hataları varsa bunlar tashih yoluyla düzeltilebilir. Eğer karar tebliğ edilmişse hakim karar vermeden önce tarafları davet etmek zorundadır. Taraflar davete rağmen gelmezse dosya üzerinden de inceleme yapılabilir.
Tashih üzerine verilen ek karar da temyize tabidir.
B Tavzih
HMK 305 ve 306’da düzenlenmiştir.
“Hükmün tavzihi
MADDE 305- (1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir.
(2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.
Tavzih talebi ve usulü
MADDE 306- (1) Tavzih, dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir. Dilekçenin bir nüshası, cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap, tavzih talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur.
(2) Mahkeme, cevap verilmemiş olsa bile dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir; ancak gerekli görürse iki tarafı sözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebilir.
(3) Mahkeme tavzih talebini yerinde gördüğü takdirde 304 üncü madde uyarınca işlem yapar.”
Tavzih yoluna, icrasında tereddüt uyandıran, açık olmayan , birbiriyle çelişkili fıkralar bulunan hükümler için başvurulabilir. Hem tashih, hem de tavzih için geçerli olan husus, bu yollarla taraflara yüklenen borçlar ve haklar sınırlanamaz, arttırılamaz, genişletilemez, değiştirilemez. Tavzihe olarak hüküm fıkrasının birinde velayetin anneye bırakıldığı yazarken, diğer fıkrada küçük ile annenin kişisel ilişki kurmasının düzenlenmesi şeklinde bir kararı örnek gösterebiliriz.
Tavzih hüküm icra edilene kadar istenebilir, ancak tashihten farkı mahkemenin tarafları davet edip etmeme konusunda takdirinin bulunmasıdır.
Tavzih sonucu verilen ek karar da temyiz ve sair yasa yollarına tabidir.
C. Temyiz
Taraflar boşanma ilamını tebliğ aldıkları günden itibaren 15 gün içerisinde temyiz edebilirler. Henüz Bölge Adliye Mahkemeleri faaliyete geçmediği için temyiz konusu HUMK hükümlerine tabidir. 15 günlük süre, günlük dilde kullanıldığı gibi iki haftayı değil on beş tam günü ifade eder. Süre tebliğden sonraki günden itibaren sayılmaya başlanır. 15. gün resmi tatil gününe denk gelirse süre ilk iş gününe kadar uzar. Adli tatil boyunca temyiz süresi işlemez, adli tatilin bittiği 31 Ağustostan itibaren üstüne 7 gün ilave edilir. Anca sürenin son günü 1 Eylül’e geliyorsa, 7 günlük ilave süreden yararlanılamaz. Bu durumda temyizin son günü 1 Eylül’dür.
Temyiz dilekçesinin harcının yatırılıp kaydının yapıldığı gün temyiz tarihi kabul edilir. Temyiz harcı ve dosya gönderme masrafı alınmadıkça karar temyiz edilmiş sayılmaz. Eğer temyiz süresinde değilse yerel mahkeme dilekçeyi reddeder. Red kararının tebliğ alınmasından itibaren 7 gün içerisinde bu ek karara karşı da temyiz yoluna gidilebilir. Yargıtay temyizin süresinde olduğuna karar verirse, dosyayı esastan inceler, aksi takdirde temyiz dilekçesini reddeder.
Kararı süresinde temyiz etmeyen taraf, karşı tarafın temyiz dilekçesini tebliğ aldığı günden itibaren 10 gün içerisinde temyize cevap verebilir ve kararı kendisi açısından temyiz edebilir.
Taraflar kararın daha kısa bir sürede kesinleşmesi için temyizden feragat ettiklerine dair bir dilekçe verebilirler. Vekillerin böyle bir dilekçe vermeleri için vekâletnamelerinde temyizden feragate ilişkin açık yetki olması gerekir. Kararı temyiz eden taraf sonradan temyizden feragat dilekçesi verebilir. Bu durumda Yargıtay dilekçeyi feragat nedeniyle reddedecektir.
D Karar düzeltme
Yargıtay’ın bozma yahut onama kararları da tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme kanun yoluna açıktır. Karar düzeltme dilekçesini de temyiz incelemesini yapan Yargıtay dairesi yapacaktır. 15 günlük sürede karar düzeltme dilekçesi verilmez, karar düzeltmeden her iki taraf da feragat eder veya karar düzeltme dilekçesi Yargıtay’ca reddedilirse, sürenin dolması, feragat dilekçelerinin verildiği yahut Yargıtay’ın red kararının verildiği tarihte yerel mahkeme ilamı kesinleşmiş sayılır.
E Yargılamanın iadesi
Şartları varsa kesinleşmiş boşanma ilamına karşı HMK 374 ve devamı maddelerine göre yargılamanın iadesi kanun yoluna başvurulabilir.